Vizyonun Neyse O'sun!..

Hayatımızdaki kararları verirken ya da ileri doğru attığımız adımları tasarlarken bize yön veren o en yüksek ve en derin motivasyon kaynağımıza bakalım. Elbette “vizyon”dan bahsediyoruz. Vizyonun ne olduğunu tarif etmeye çalışalım. Vizyon en genel tanımıyla: “odaklandığımızda, hayatımızın büyük planında kendimizi görmek istediğimiz “o yerde”, “o insan” olmak ve “o insan olmak için bize ilham veren hayatımızın büyük resmidir”. Sanki biraz gözünüzde canlanır gibi oldu mu? Her zaman çok kolay olmayabilir, bazen biraz da çaba ister “vizyonumuzu” belirlemek ve oluşturmak.

Pek çok işyerinde çalışanlara yıllık ya da aylık hedefler verilir. Bizler de bazen yapmak istediklerimizi düşündüğümüzde ya da harekete geçmek için kendimizi zorladığımızda hemen hadi bir hedef koyalım der ve işe koyuluruz “ … zamanda şunları yapıcam”, “bu sefer kesin olarak, … işlerimi …. gününe kadar tamamlayacağım” gibi hedefler koyarız, çok da zor değil nasılsa bunları düşünmek ya da söylemek. Oysa genellikle bunlar sözde, yazıda veya havada kalır. Neden? Çünkü ne için hedef koyduğunuzu bilmiyorsanız, o hedefler yarı yolda kalmaya mahkumdur. Hedef koyarken ister tümden gelimle ister tüme varımla gidelim her yol “vizyon”a çıkar. Bu şu demek, hedef koymak güzeldir ama hedef koyarken önce düşünün ne için, hangi amacınızı gerçekleştimek için hedef koyuyorsunuz ve bu amaç hayatınızla ilgili hangi vizyonunuzu gerçekleştirmeye hizmet edecek. Diğer taraftan bakarsanız, hayat yolunuzda yapmak istediklerinizle ilgili planlamaya ve harekete geçmek için en başta bunları ne için yapacağınıza karar vermeniz nasıl olur? En tepede hep vizyon’la karşılaşırsınız, eğer onu bilmiyor veya doğru tanımlayamıyorsanız diğerleri de biraz eksik kalacaktır. Yani her daim önce vizyon-rüya ve sonra onun hayata geçmesi için gereken yaratım ve üretim süreci başlar.

Şimdi vizyonunuzu bulmaya odaklanınca da biraz telaşa kapılıp, “ne ola ki benim vizyonum acaba?” diye derin araştırmalar yapmaya ya da mucizevi birşeyler bulmanın peşine düşmeye gerek yok. Vizyon hepimizin çocukluğundan beri yapmayı daha çok sevdiği, düşünürken ya da yaparken daha çok heyecanlandığı birşeyler vardır. İşte onlara bakmak, oralardan yola çıkmak lazım. Bu yetmez tabi, bunları bulduğumuzda bu özelliklerimiz, bu hayallerimiz, bu heyecanlarımız bizi nereye götürsün istiyoruz, kendimizi nerede, ne yaparken veya kim olarak görüyoruz, biraz da buna kafa yormak vizyonumuzu oluşturmamıza yardım eder. Hayatınızın en derin ve en önemli anlam ve tatmin’i hangi kaynaktan, hangi değerlerden geliyor sorusunu da cevaplamanız epey yardımcı olacaktır. Şayet, kendisiyle ilgili iç görüsü erken yaşlarda gelişmiş ve biraz da odaklı, kararlı şanslı insanlardansanız vizyonunuzu çoktan gençlik yaşlarınızda belirlemiş ve oraya doğru yol almaya başlamış da olabilirsiniz. Dediğim gibi çok mucizevi, kimsede olmayan, bambaşka birşey olması gerekmiyor “vizyon”unuzun. Sadece “huzur ve barış içinde”, ya da “özgür” veya “başarılı bir rol model” olmak gibi bir vizyonunuz olabilir. Yeter ki neyin, hangi rüyanın, hangi vizyonun sizi bu doğrultuda harekete geçireceğine ve her ne olursa olsun orada tutacağına, önünüze çıkacak engelleri aşacak kadar güç ve ilham vereceğine siz karar verin.

Liderlik bugün pekçok farklı kavramla ilişkilendirilir. Bağ kurmak, birlikte yaratmak, işbirliği, merak, saygı gibi. Bunların en başında da gene vizyon gelir. Vizyon sahibi olmak ve bu vizyonu hayata geçirmek ve başkalarına da aktarabilmek bir liderin en önemli vasıflarından birisidir diye düşünüyorum.

Bitirirken kıssadan hisse: Ressam Michelangelo’ya sormuşlar “nasıl böyle güzel resimler yapıyorsunuz” diye; o da cevap vermiş: “ o güzellikler taşın içinde var, ben sadece fazlalıkları atıyorum”. İşte böyle birşeydir vizyon.

Sessiz Koç

O benim sessiz koçumdu. Hiç konuşmazdı. Sadece uzun uzun ve derin bakardı. Arada sırada miyavlardı. Kendi yapmak istediklerini daha çok hareketleri ile belli ederdi. Duygularını ise her zaman beden dilini kullanarak gösterirdi. Sevgi istediği zaman ya da...

Bilgi Tutsaklıktır Anlayış Özgürlüktür

Bu sözü ilk duyduğumda, “?? nasıl yani, hiç öyle şey olur mu, bu ne demek şimdi!!”... demiştim. Bunca yıldır inandığım ve savunduğum “bilgi güçtür”, “bilgili olmak gibisi yoktur” gibi inançlarım nasıl olur da yanlış olabilir ya da acaba ben neden hiç bu...

Kalbin H(aklı)

Bugün yapılan araştırmalar gösteriyor ki kalbimiz sadece vücutta kalp pompalayan fiziki bir organ değil, bunun çok ötesinde bize hayatımızı yönlendirecek duygusal ve sezgisel işaretler gönderen bir organımızdır.  Amerika’da bu amaçla kurulmuş, kalpten...