Gizli Efendiniz: Değerleriniz

Son zamanlarda hem toplum olarak hem bireysel olarak öyle günlerden geçiyoruz ki bize neler oluyor, bu toplumda ne değişti, neden yaşıyoruz bunları diye sormadığımız gün olmuyor neredeyse. Onun için biraz “değerler”den bahsetmek geldi içimden bugün. Koçlukla tanışanlar mutlaka “değer”lerimizin hayatımızda ne büyük rol oynadığını öğrenmişler ve kendi değerlerini anlamak veya hatırlamak için biraz kafa yormuşlardır.

Değerlerimiz doğumdan itibaren kısmen genetik kodlamamızla gelen kısmen de gelişim evremizde, içinde bulunduğumuz toplum tarafından da belirlenen, yavaş yavaş edindiğimiz hayata dair prensip ve ilkelerimizdir. Değerlerimiz bizi biz yapan, hayatımızın öylesine güçlü yapı taşlarıdır  ki onlar uğruna adım atmaya veya atmamaya karar veririz. Değerlerimizi hayata geçirebildiğimiz, onore edebildiğimiz yani onları yaşayabildiğimiz bir hayat bize mutluluk ve huzuru getirir. Değerleri hayata geçirebilmek için de öncelikle onların ne olduklarını bilmeniz, içselleştirmeniz ve davranışa dökebilmeniz önemlidir. Davranışa dökmek de her zaman değişik konularda da yazdığım gibi günlük pratiklerinizle mümkündür.

Bir gününüzü nasıl, neler yaparak geçiriyorsunuz? Sıklıkla yaptığınız, tekrarladığınız hangi davranışlarınız var? Nerelerde zaman geçiriyorsunuz? Konuşmalarınıza, söylemlerinize bakın, hangi konuları konuşmaktan zevk alıyorsunuz, heyecan duyuyorsunuz?  Sonra rahatsızlık, huzursuzluk, sıkıntı duyduğunuz ortamlara, insanlara, olaylara, konuşmalara bakın, acaba hangi değerlerinize dokunuyor olabilir bunlar? Günün sonunda hangi değerlerinizi ne sıklıkla yaşayabiliyorsunuz?

Farkında olmasanızda hayatınızda verdiğiniz tüm önemli kararlarınızda, iş seçimi, işten ayrılmak, evlenmek, boşanmak gibi majör kararlardan tutun da nereye tatile gideceğimize, hangi kitapları okuyacağımıza veya okuyup okumayacağımıza bile aslında bu gizli efendimiz karar veriyor. Mesela eşinden ayrılmış bir insanla konuşurken ortaya çıkıyor ki aslında “aile” ve “sevgi” değeri çok yüksek bir insan, o zaman “nasıl olur da ben bu ayrılığı istemiş olabilirim” diye düşünüyor bir an, çelişki gibi geliyor çünkü bu kadar yüksek derecede bağlı olduğu bir değeri varken bundan vazgeçmek nasıl olabilir ki… sonra farkediyor ki zaten o aile ve sevgi değerlerini yaşayamadığı için, ve hatta buna bağlı güven gibi sadakat gibi daha pek çok değerini de yaşayamadığı için bir anlığına kendisi için aslında “değer” olan birşeyden bile vazgeçmek zorunda kalıyor, sonrasında yeniden o değerlerini yaşatabileceğine inandığı için. Bu örnekte olduğu gibi, değerlerimiz çoğu zaman çatışmalarımızın da temel sebeplerinden birisidir.

İnsan toplumun en küçük yapı taşıdır ve değerlerin ayaklı bir temsilcisidir. Lakin sadece insanların değil şirketlerin ve toplumların da değerleri vardır. Gelişmiş bir şirket kültürünün olduğu yerlerde bu değerler tanımlanır, çalışanlarla paylaşılır ve genellikle şirket manueli veya benzeri bir dokümanda, şirketin misyonu, vizyonu, değerleri kısmında yer alırlar. Ancak işin doğrusu çalışanların değerleri bu şirket değerleriyle ne kadar örtüşüyorsa, o zaman bir şirketin değerleri hayata geçebilir. Charles A. O’Reilly ve Jeffrey Pffefer Saklı Değer adlı kitaplarında “Değerleri, stratejileri ve yönetim planlarını anlamak ve bunlar hakkında konuşmak basit olabilir ancak bunları uygulamak gerçekte çok zordur diyorlar [1]. Zira liderlerin, bu değerlerin anlaşılması ve şirket çalışanlarıyla paylaşılmasında büyük sorumluluğu vardır. İşin doğrusu buradaki paylaşım bunun şirket çalışanlarına tebliğ edilmesi gibi bir paylaşım değil, şirket çalışanlarının önemli bir kısmının bu şirket değerlerine veya en azından bu değerlerle örtüşen değerlere sahip olmalarının sağlanmasıdır, onların da bu değerler etrafında birleşmesidir ki ancak o takdirde bir şirkette üretim, yaratıcılık, değer yaratma ve daha yüksek verimlilikle çalışmak gibi davranışlar gözlemlenebiliyor.

Topluma baktığımda ise toplumun değer anlayışı insana özgü değer tanımından biraz farklılık gösterebilir. Bana göre, toplum açısından “insan” bir değerdir, “kadın” bir değerdir, “çocuk” bir değerdir, “insanın dışındaki diğer canlı varlıklar” bir değerdir,  “ahlak” bir değerdir, “yardımlaşmak” bir değerdir, “dürüstlük” bir değerdir, “üretmek”, “adalet” , “saygı”, “hoşgörü” ve illa ki “sevgi” vazgeçilmez değerlerdir.

Geçen hafta sonsuzluğa yolcu ettiğimiz değerli bilim adamı, ünlü fizik profesörü Stephen Hawking bir röportajında kendisine sorulan “nasıl yaşamamız gerekiyor” sorusuna cevaben “We should seek the greatest value of our action” diye cevap vermiş.  Türkçesi “eylemlerimizde en yüksek değeri aramalıyız” diyor. Ne güzel ki, tüm hayatı boyunca ilimle uğraşan bir insan “değer” kavramına ilişkin olarak böyle bir sözü miras bırakıyor ve bu konuda da bir ışık yakıyor. Biraz daha açarsam, diyor ki ancak, davranışlarımız ve eylemlerimiz hem kendimiz hem de yaşadığımız toplum için en yüksek değerleri barındıran ve bu değerlerden beslenen davranışlar ve eylemler olduğu zaman biz biraz daha iyi insanlar olabilir ve iyi bir dünyaya doğru adım atabiliriz.

Değerlerinize sahip çıkmanız ve onlardan cesaret alarak yaşamanız dileğiyle…

[1] “Aligning values, strategies, and management practices may be simple to understand and simple to talk about, but it is very difficult to actually implement.”– Charles A. O’Reilly & Jeffrey Pfeffer, Hidden Value (2000)

 

Sessiz Koç

O benim sessiz koçumdu. Hiç konuşmazdı. Sadece uzun uzun ve derin bakardı. Arada sırada miyavlardı. Kendi yapmak istediklerini daha çok hareketleri ile belli ederdi. Duygularını ise her zaman beden dilini kullanarak gösterirdi. Sevgi istediği zaman ya da...

Bilgi Tutsaklıktır Anlayış Özgürlüktür

Bu sözü ilk duyduğumda, “?? nasıl yani, hiç öyle şey olur mu, bu ne demek şimdi!!”... demiştim. Bunca yıldır inandığım ve savunduğum “bilgi güçtür”, “bilgili olmak gibisi yoktur” gibi inançlarım nasıl olur da yanlış olabilir ya da acaba ben neden hiç bu...

Kalbin H(aklı)

Bugün yapılan araştırmalar gösteriyor ki kalbimiz sadece vücutta kalp pompalayan fiziki bir organ değil, bunun çok ötesinde bize hayatımızı yönlendirecek duygusal ve sezgisel işaretler gönderen bir organımızdır.  Amerika’da bu amaçla kurulmuş, kalpten...