İçimdeki Kaynak

“Sadece bebekken bu kadar özgürdüm herhalde. Sonra büyüdüm, büyütüldüm, büyümeye çalıştım. Bu sırada biraz yaralandım, biraz kirlendim. Bazen isteyerek, bazen istemeyerek, bazen farkında olarak, bazen farkına varmadan.

Sonra sorgulamaya başladım, bir yola çıkmak istedim. Biraz macera yaşamak ve öğrenmek, öğrendikçe de daha çok öğrenmek istedim. Sevdim, çok sevdim bunu. Çünkü keşfettim, çünkü eğlendim. Bazen de hatta çoğu zaman da taa bebekken olduğum kadar özgür oldum, o kadar ben oldum. Tek farkım bu defa birşeyler bilen, birşeylerin farkında olan bebek ben oldum. Akmak, gürül gürül akmak ve sonsuza kadar akabilmek istiyorum. Tıpkı ismim gibi. Aktığım sürece temiz kalacağımı, serinleteceğimi, bazen küçük çocukların, bazen büyümüş küçük çocukların bana taş atarak eğlenmelerine izin veren uzun ve berrak bir yol olacağımı biliyorum. Öğrenmek, öğretmek, keşfetmek, yol olmak, ışık olmak istiyorum. Bunun için tüm kaynağa ve enerjiye sahibim. Kendimi hiçbir şey için zorlamıyorum, içimden geldiği gibi, içimden geldiği kadar.

Bazen Mevlana, bazen Osho olmak istiyorum. İkisi de farklı ama farklı doğruları var, belki tezatmış gibi görünen tarafları var. Oysa hepsi bize dair. Birlikler de tezatlar da bize dair.  Bunu anladığım ve yaşamaya başladığım zaman, tamam şimdi asıl serüven başlıyor dedim. Yaşım da epey ileriydi ama ne gam, herşey yeni başlıyormuş gibi hissediyordum. Artık daha çok alıp hayattan, daha çok verebilirdim hayata. O zaman susmaz yüreğim ve durmaz bedenim. Ben ne zaman durdurmak istersem, ne zaman susturmak istersem, o vakit ancak. Oysa daha çok vakit var buna. Şimdi sürsün istiyorum, şimdi hem kendime hem başkalarına bir şekilde dokunacağımı biliyorum. Artık ışığım giderek daha kocaman, daha aydınlık olacak.”

Yukardaki satırları 2012 yılında aldığım koçluk eğitimimde, bizlere 10 dakika süre tanıyıp, “kalemi kağıttan kaldırmadan içinizden ne giçiyorsa yazın” dediklerinde yazmışım.  Yani eski defterler, eski kitaplar arasında kalmış.  O gün bugündür de içimdeki bu kaynakla ilerliyorum hayatta. İsterseniz bir gün siz de bu çalışmayı yapın, yani kaleminizi defterden ayırmadan içinizden ne geliyorsa yazın, kendinize 10 dakikadan daha fazla zaman da verebilirsiniz. Yazarken düşünün lütfen, bugüne kadar içinizdeki hangi kaynakları kullandınız? Hangi kaynaklarınızın farkındasınız, hangilerini atıl bıraktınız? Ya tüm kaynaklarınızın farkında olsanız, onları cesaretle içinizden çıkarsanız, sırayla, yerine göre kullanmaya başlasanız hayatınızda neler  farklı olur ya da hayat nasıl değişir acaba?

Sevgiyle ve her daim içsel kaynaklarınıza ulaşma gücü ve cesaretiyle kalın.

Sessiz Koç

O benim sessiz koçumdu. Hiç konuşmazdı. Sadece uzun uzun ve derin bakardı. Arada sırada miyavlardı. Kendi yapmak istediklerini daha çok hareketleri ile belli ederdi. Duygularını ise her zaman beden dilini kullanarak gösterirdi. Sevgi istediği zaman ya da...

Bilgi Tutsaklıktır Anlayış Özgürlüktür

Bu sözü ilk duyduğumda, “?? nasıl yani, hiç öyle şey olur mu, bu ne demek şimdi!!”... demiştim. Bunca yıldır inandığım ve savunduğum “bilgi güçtür”, “bilgili olmak gibisi yoktur” gibi inançlarım nasıl olur da yanlış olabilir ya da acaba ben neden hiç bu...

Kalbin H(aklı)

Bugün yapılan araştırmalar gösteriyor ki kalbimiz sadece vücutta kalp pompalayan fiziki bir organ değil, bunun çok ötesinde bize hayatımızı yönlendirecek duygusal ve sezgisel işaretler gönderen bir organımızdır.  Amerika’da bu amaçla kurulmuş, kalpten...