Kalbin (H)aklı

Bugün yapılan araştırmalar gösteriyor ki kalbimiz sadece vücutta kalp pompalayan fiziki bir organ değil, bunun çok ötesinde bize hayatımızı yönlendirecek duygusal ve sezgisel işaretler gönderen bir organımızdır.  Amerika’da bu amaçla kurulmuş, kalpten gelen sinyalleri ölçen, ordan gelen verilerle hayatımızı nasıl yönlendirebileceğimiz veya bu bilgiyi nasıl lehimize işleyebileceğimiz konusunda  çalışmalar yapan enstitüler var. Bu konuda donanımlı bir yerden bir eğitim aldıktan sonra tekrar daha detaylı bir yazı yazacağım.  Ancak bugün tamamen yaşanmışlıklardan ve sezgilerimden hareketle bu kısa yazıyı yazmak istedim.

İnanıyorum ki zihnimizin de duygularımızın da bizi bir uçtan öbür uca savurmak, çıkmaz yollara sürüklemek gibi bir yetenekleri var. Zihnimizden geçenler mi duygularımızı tetikliyor, yani mesela birisi hakkında olumsuz bir şey duyuyor veya düşünüyorsunuz ve o kişiden yavaş yavaş uzaklaşmaya, onu sevmemeye başlıyorsunuz? Yoksa olumsuz duygularımız mı olumsuz düşünceler üretmemize sebep oluyor, yani önce doğrudan birisi hakkında huzursuzluk veren, olumsuz birşeyler hissediyorsunuz ve sonra düşünmeye başlıyorsunuz, “…zaten bunu da böyle yaptı, bir de şunu söyledi, şunu da hiç yapmamıştı, öyleyse böyledir”, ve gelsin tekrar daha da olumsuz duygular. Bu duygu-düşünce sarmalı besbelli ki bizi bir yere götürmüyor. Biraz da yumurta mı yavuktan tavuk mu yumurtadan hikayesine dönüyor. Bu konularda yüzlerce kitap okudum ancak bu sorunun cevabının tatmin edici bir şekilde açıklandığı  bir metin hatırlamıyorum.  Belki de halen doğru kitabı bulamamışımdır ya da doğru kitap yoktur.  Çünkü bazen bir düşünce duyguyu tetikleyebilir, bazen de bir duygu düşünceyi tetikleyebilir.

Hani şu çok önemsediğimiz aklımız-zihnimiz var ya, aslında onun, öyle çok şeyi manipüle edebilme, istediği sonuçlara uygun hikayeler yazma, başkalarından etkilenme gibi bir özelliği var ki! Bunu mutlaka deneyimlemişsinizdir hayatınızda.  Oysa içimizde, belki de tüm evrenin sırlarını barındıran ve etrafındaki herşeyden ari bir şekilde atan bir kalp var.  Onun için siz dönün kalbinize bakın – onun da bir aklı var, hem de onun sadece çok derinlerinizden, evrenin özünden gelen bir aklı var. Çünkü akıl hikaye üretebilir, senaryo yazabilir ama kalp sadece bilir ve hisseder. Çünkü kalp bedeninizin içinde ve doğrudan ordan sinyal verir; hani birden çok hızlı hızlı atabilir, ya da orada birden sıcak, soğuk, canlı veya buruk gibi birşeyler hissedersiniz ya iyi dinleyin o sinyalleri, kalbiniz yalan söylemez, çünkü bedeniniz de yalan söylemez. Kalbin de aklı vardır ve o her zaman haklıdır. Sadece kulak vermeniz yeter. Zihninizdeki gibi binbir türlü hokkabaz akıl oyunları yapmaz kalp. Mesela bir konu hakkında, bir insan hakkında bir cevaba mı ihtiyacınız var, elinizi kalbinizin üstüne koyun ve kısa bir süre sessiz kalın ve sadece dinleyin, hissedin avucunuzun içine gelen cevapları…

Sessiz Koç

O benim sessiz koçumdu. Hiç konuşmazdı. Sadece uzun uzun ve derin bakardı. Arada sırada miyavlardı. Kendi yapmak istediklerini daha çok hareketleri ile belli ederdi. Duygularını ise her zaman beden dilini kullanarak gösterirdi. Sevgi istediği zaman ya da...

Bilgi Tutsaklıktır Anlayış Özgürlüktür

Bu sözü ilk duyduğumda, “?? nasıl yani, hiç öyle şey olur mu, bu ne demek şimdi!!”... demiştim. Bunca yıldır inandığım ve savunduğum “bilgi güçtür”, “bilgili olmak gibisi yoktur” gibi inançlarım nasıl olur da yanlış olabilir ya da acaba ben neden hiç bu...

İçimdeki Kaynak

“Sadece bebekken bu kadar özgürdüm herhalde. Sonra büyüdüm, büyütüldüm, büyümeye çalıştım. Bu sırada biraz yaralandım, biraz kirlendim. Bazen isteyerek, bazen istemeyerek, bazen farkında olarak, bazen farkına varmadan. Sonra sorgulamaya başladım, bir yola...